Gülizar Özkan

Gülizar Özkan (Özlem)

Ölümsüzleştiği tarih: 2 Şubat 2011

1967 Yılında Dersim Pülümür’e bağlı Pancılas (Çakırkaya) köyünde doğmuştur. Köyü TİKKO gerillalarının uğrak yerlerindendir. Sürekli gerillalarla iç içe olan Gülizar yoldaş, 1990 yılında köylerine gelen gerilla birliğine katılma talebinde bulunur. Talebi kabul edilen yoldaş bir yıl boyunca dağları mesken eyler. Gerilla’nın Rojda’sıdır artık. 1991 yılında hamileliği nedeniyle inmek zorunda kalır. Bir süre sonra Gülizar yoldaş tekrar katılma talebinde bulunur ancak bu sefer önünde başka engeller çıkar. Bu süreç TKP/ML saflarında boy veren darbeciliğin ortaya çıktığı dönem olmuştur. Bu süreçte Partiyle olan bağı kopsa da O her fırsatta partiyle bağ kurmaya çalışmış ve bir çocuğu olmasına rağmen tekrardan gerillaya katılma kararından vazgeçmemiştir.

Gülizar (Özlem) yoldaş 1997 yılında bir operasyonda gözaltına alınarak tutuklanmıştır. 7 yıl kaldığı hapishaneden partiyle bağ kurarak çıkmıştır. Şimdi artık tek düşüncesi vardır. Gerillaya katılmak. Ne yaşı engel olmuş bu kararından vazgeçmesine, ne de çocuğuna olan bağlılığı. Sadece kendi çocuğunu düşünecek kadar bencil olmadığını ifade ederek, bütün çocukların özgür bir dünyada yaşaması için kararında ısrar etmiştir.

Hapishaneden  çıktıktan sonra bir süre legal alanda faaliyet yürüten Gülizar yoldaş, 2005 yılında nihayet yıllardır özlemini duyduğu gerilla mücadelesine katılmıştır. Artık adı Özlem’dir. Gerillaya katılmadan kısa bir süre önce MKP gerillaları ile TİKKO gerillalarının düşmanla girdikleri bir çatışmada ölümsüzleşen MKP gerillası Özlem Eker’in adını yaşatmak istemiştir.

2 Şubat 2011’de ölümsüzleşen Gülizar yoldaş TKP/ML ileri militanı TİKKO’nun Birim Komutanlarındandır.

 

“TKP/ML MK-SB açıklaması;

EYLEMİMİZ, EMELİMİZ, ÖZLEMİMİZ,

                                   DİLEĞİMİZ VE SEVDAMIZA DAİR!

 

Kürt, Türk, Çeşitli Milliyetlerden Halkımıza,

Halkımızın en değerli evlatlarından, partimiz TKP/ML’nin seçkin kadrolarından, halk ordusu TİKKO’nun gözü pek savaşçılarından beşi daha canımıza can oldu, kalbimize gömüldü! Partimiz merkez komitesi üyesi ve Dersim bölgesi siyasi komiseri Sefagül Kesgin (Eylem) yoldaş ile gerilla birliği komutanı ve savaşçılarından Nurşen Aslan (Emel), Gülizar Özkan (Özlem), Fatma Acar (Dilek) ve Derya Aras (Sevda) yoldaşlar; büyük bir özveri, kararlılık ve korkusuzlukla taşıdıkları kızıl bayrağı 2 Şubat’ta yoldaşlarına devrettiler.

Savaş cephesinde ölümsüzlüğe yürüyen yoldaşlarımızın Dersim’in doruklarında dalgalandırdığı proletaryanın bayrağı, onlara andımız olsun ki, ne pahasına olursa olsun zirvelerden inmeyecek, yaktıkları devrim meşalesi sönmeyecektir. Onun için umutsuzluk, karamsarlık ve yılgınlık her zaman uzaktır bize; onun için kayıplar, engeller ve zorluklar mani olamayacak mücadelemize.

Yoldaşların büyüttüğü mirasımız zengindir, mirasımız engindir, mirasımız tükenmezdir. O miras ki İbrahim’den Süleyman’a, Kazım’dan Mehmet’e, Meral’den Çiğdem’e çoğalarak gelmiştir; çağlayarak büyümekte, ölümsüzlük iksiri içirmekte, zafere koşullamaktadır. Artık daha fazla nedenimiz vardır ve yoldaşlarımız her şeyden önce bu misyona can vermişlerdir. Şimdi onlar gibi olmanın, onlar gibi savaşmanın, onlar için de dövüşmenin zamanıdır…

Devrim için savaşı ve halkın kurtuluş davasını zafere taşıyacak olan proletarya ideolojisinin mutlak ihtiyaç duyduğu özne, bu uğurda can bedeli bir mücadeleye atılacak olan komünistler, devrimcilerdir. Buzlar bu sayede kırılacak, yollar bu sayede aydınlatılacak, kitleler bu sayede seferber edilebilecektir. Demokratik Halk Devrimi, yaşamını ona adayanların, onun için her türlü özveriyi göze alanların omuzlarında gelişecek; onun için ölenlerle zafere ulaşacaktır. Devrimlerin yasasıdır bu.

 Devrimciler, yoldaşlar,

Kaybımız, acımız ve üzüntümüz büyüktür. Ama öfkemiz, kinimiz ve savaşa dört elle sarılma azmimiz de büyüktür. Bizim için her ölüm erken ölümdür, her ölüm dağlardan yücedir. Ölümsüzlük, yalnız kendisi için yaşamaktan vazgeçenlere mahsustur. Bu yüzden ister dağlarda, isterse sokakta, ister savaşarak, isterse direnerek ya da her nerede ve biçimde olursa olsun; devrimci saflarda yaşamını yitiren bütün militanlar, komünizmin bütün neferleri; öncümüz, öğretmenimiz, onurumuzdur.

Partimizin önder kadrolarından Sefagül Kesgin ile savaşçı yoldaşlarımız Nurşen, Gülizar, Fatma ve Derya; yalnızca Türkiye işçi ve emekçi sınıfları, Türkiye’nin ezilen halk ve ulusları için değil aynı zamanda Türkiye’nin emekçi kadınları adına da savaşıyordu. Kadınların kurtuluşunun devrimin mutlak başarısından geçtiğini biliyor, savaşı kadınlar için de büyütüyorlardı. Onlar, komünist kadın hareketi tarihinin sayfalarına altın harflerle yazılacak bir savaş ve mücadelenin merkezinde, ateşin tam ortasında ölüme yürüdüler…

Her biri çeşitli kavga alanları ve mücadele platformlarında, nihayetinde gerilla savaşı cephesinde uzun yıllardır büyük emek sarf etmiş, önemli eylem ve direnişlere imza atmışlardı. Devrimin ancak ezen sınıflara karşı amansız, soluksuz ve direngen bir savaşla başarılabileceğini kavramış, bu bilinçle yola koyulmuşlardı. Faşizmin bütün saldırı ve işkencelerinin, her türlü zorluk ve engelin durduramadığı kavgaları, partimize büyük yararlar sağladı, önemli deneyim ve birikimler kazandırdı.

Şimdi halk savaşının bayraktarı olan yoldaşların çağrısına yanıt verme zamanıdır. Onlar için safları sıklaştırmanın, savaşı büyütmenin zamanıdır. Uğruna can verdikleri devrim mücadelesinde daha büyük adımlar atmanın, kavgaya daha sıkı sarılmanın zamanıdır. Gün, bize devrettikleri silahların elden ele geçmesi, savaş şiarlarının dilden dile dolaşması zamanıdır. Görev, şehit düşen yoldaşlarımızın izinden güneşe yürümeyi başararak yerine getirilecektir!

 

KOMÜNİST BİR DÜNYA İÇİN ŞEHİT DÜŞENLER ÖLÜMSÜZDÜR!

SEFAGÜL, NURŞEN, GÜLİZAR, FATMA VE DERYA YOLDAŞLAR ANDIMIZ, ONURUMUZDUR!

HALK SAVAŞININ BEŞ KIZIL GÜLÜ HİÇ SOLMAYACAKLAR!

KAHROLSUN EMPERYALİZM, FAŞİZM VE HER TÜRDEN GERİCİLİK!

SÜRÜYOR DEMOKRATİK HALK DEVRİMİ, SÜRECEK HALK SAVAŞI!

YAŞASIN PARTİMİZ TKP/ML, ÖNDERLİĞİNDEKİ TİKKO VE TMLGB!

                                                                                                                                                                                                                                                                                                         TKP/ML   MK SB

                                                                                                    Nisan 2011

 

 

 

Bir cevap yazın